Migren, herkesin adını bildiği bir hastalıktır. Migreni olan bir hasta için, ağrı bir yaşam biçimi olmuştur.
İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi sayın Prof.Dr.Sabahattin SAİP’in yapmış olduğu bilimsel bir çalışmada, ülkemizde migren sıklığının %16.7 oranında olduğu saptanmıştır. (https://www.aa.com.tr/tr/saglik/her-5-kadindan-birinde-migren-goruluyor/1971072)
Bayanlarda görülme sıklığının erkeklere oranla iki kat daha fazla olduğu da bu araştırmada gösterilmiştir.
Her hastalıkta olduğu gibi; migrende de hastalar, kendi bedenlerine ve fizyolojilerine göre bu hastalığı yaşarlar. Bu şu anlama gelir: Tıp biliminde migren hastalığının tanımı bir tane iken; yeryüzünde ne kadar migrenli hasta varsa, o kadar çeşitte de migren vardır. Bu nedenle tedaviler, mutlaka, hastanın bedenine ve fizyolojisine özel planlanıp uygulanmalıdır. Migren tedavisinde oldukça başarılı klinik sonuçlar veren akupunktur uygulamasında da, bu husus kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Migren kronik bir hastalık olduğu için, hastalığın en önde gelen belirtisi olan ağrı bilgisi beyine iyice kaydedilir. Bu kayıt bilgisi beyinde var olduğu için, dışarıdan verilen ağrı kesici ilaçların kalıcı bir etkisi olmamakta ve böylece her yaşanılan atak, migrenin daha da kök salmasına zemin neden olmaktadır. İşte tam bu noktada akupunktur etkili olmaktadır.
Haftada iki kez sıklığında uygulanacak en az on seanslık bir akupunktur tedavisinde iğnelerle verilen nöronal (sinirsel) uyarıyla, öncelikle beyin korteks alanlarında kayıtlı bulunan ağrı bilgisi silinmeye çalışılır. İlerleyen seanslarda da, beyine ağrı kesici (analjezik) bilgiler yüklenir.
Akupunktur tedavisinde hastaların kesinlikle sabırlı olmaları gerekir. Çünkü; yıllarca ağrı çeken ve bu ağrı bilgisini korteksine çok güçlü bir şekilde kaydeden beyine, iyileştirici nöronal (sinirsel) uyarıların verilmesi ve karşılığında olumlu klinik sonuçların alınması, bir zaman sürecini gerektirir.

İlaçsız bir tedavi olan akupunktur; vücudun yaradılışında var olan ilaç sistemini (farmakolojisini) etkin duruma getirerek, vücudun kendi kendine iyileştirici işlevi olan mekanizmalarına yeniden işlerlik sağlayarak migreni tedavi eder. Tedavi sonrası elde edilen klinik etki de çoğunlukla kalıcı olmaktadır.

ÖNEMLİ NOT: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.