DOĞRU TUŞLA VÜCUDU YÖNETEBİLMEK

Akupunktur hakkında doğruları ve bilimsel gerçekleri öğrenmek üzere,  akupunktur uzmanı Dr. Hakan Ertok’un görüşlerine başvurduk. Kendisi öncelikle, toplumumuzda sık kullanılan “Alternatif Tıp” kavramının yanlış olduğunu belirterek şöyle ifade etti: “Akupunktur, tıbbın kendisidir, tıbbın tamamıdır. Akupunktur için genellikle alternatif tıp terimi kullanılmaktadır, fakat bu yanlış!  bilimsel olmayan bir tanımlamadır. Alternatif tıp adında bir tıp biliminden söz edebilmemiz için, Allah’ın insan anatomisi ve biyolojisinden farklı ama birçok yönden özdeş olabilen, benzeşen bir varlığı yaratması gerekir ki; onların tıbbı bizim tıbba göre alternatif olsun. Tıp bilimi bir tanedir ve alternatif tıp adında bir bilim yoktur; olsa olsa şarlatanlık vardır” dedi.

Ulusal ve uluslararası tıp kongrelerinde sunumlarını yaptığı birtakım bilimsel teorilerinin de olduğuna değinen Dr.Ertok, çalışmalarını ve Akupunktur’un doğru tuşla vücudu yönetebilmesinin yöntemlerini Artı Kadın Haber Sitesine anlattı.

Akupunktur nedir ve hangi rahatsızlıklarda uygulanmalıdır?

Akupunktur vücudun yaradılışından gelen ilaçlarını devreye sokarak,  vücudun kendi kendine iyileşmesini sağlamak demektir. Akupunktur ilaçlı bir tedavi değildir, dışarıdan hiçbir ilaç verilmez ve yan etkisi olmayan bir tedavidir.

Alternatif tıp yöntemi midir? 

 Alternatif tıp teriminin yanlış olduğuna vurgu yapan Uzman Dr. Hakan Ertok , “Tamamlayıcı tıp, alternatif ve geleneksel tıp diye bir tabir yoktur. Tıp kendi içinde evrimleşir ve gelişir. Tamamlayıcı tıp yoktur. Tam tersine birbirini tamamlayan branşların oluşturduğu tıp vardır. Örneğin nörolojinin tedavide çok zorlandığı hastalıkları, vücudun kendi ilaçlarıyla yani akupunktur ile tedavi edebildiğimiz içindir ki; akupunktur,nörolojiyi tamamlar. Aynı şekilde cerrahi branşlar,dahili branşların yapamadığı, yetersiz kaldığı durumlarda ameliyat ile çözüm getirdiği için, cerrahi branşlar dahili branşları  tamamlar. Tıbba böyle bütünsel bakmak gerekir. O yüzden akupunktur, “tıbbın ta kendisidir” diye konuştu.

Ertok, “Bakın ilaçlı tedavileri bir kenara bırakırsak, akupunktur tedavisinde, kesinlikle dışarıdan inorganik, kimyasal bir şey verilmiyor. Dolayısıyla vücudun kendi kendine tedavi edebileceği,ne kadar hastalık varsa ki; (Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konuda konsensus raporu vardır. Yaklaşık 350-400 ‘e yakın hastalık grubunu) akupunktur tek başına tedavi edebilmektedir. Bir kısmında da mevcut ilaçlı tedaviye büyük destek olabilmektedir. Migren, astım bronşiale, depresyon, kaygı(anksiyete) bozukluğu, panik atak ve tüp bebek gibi yüzlerce hastalığı akupunktur tedavi edebilmektedir. Tüp bebek uygulaması başarısız olmuş vakalarda akupunkturun çok önemli olumlu katkıları olmaktadır. Benim dört hastam bebek sahibi oldu. Bu vakalarımız, 7-8 defa tüp bebek uygulaması yaptırmalarına rağmen hamile kalamamış ya da transfer yapılmış ancak düşükle sonuçlanmış vakalardı. Çok şükür akupunktur tedavisi ile onların bebek sahibi olmalarına vesile olduk. Anne adayının hormonlarını düzenleyip anne olmalarına yardımcı olduk” dedi.

Akupunkturun tekniği nedir?

“ Akupunkturda, kulak ve vücut akupunkturu olmak üzere iki teknik vardır. Ben özellikle kulak akupunkturu ağırlıklı çalışmaktayım. Kulaktaki akupunktur noktalarını bulabilmek için, dedektör adını verdiğimiz dijital elektronik bir cihaz kullanmaktayız. Akupunktur noktalarının elektriksel voltajını ölçen bu cihazla, hastanın klinik tablosuna uygun noktaların elektriğini tek tek ölçüp, hangisinin elektriği kötüleşmişse (yani patalojik hale gelmişse, izoelektrik hattan kaymış ise), ilgili noktanın elektriğini düzeltecek şekilde altın ya da gümüş iğne batırmaktayız. Bu iğneler çok özel yapılmış olup; kulak cildine 0,1 mm. derinliğinde batırmaktayız ve 20 dakika bekledikten sonra da kulaktaki tüm iğneleri çıkarmaktayız. Hastalığın klinik türüne, hastanın yaşı ve cinsiyetine, vakanın kronikleşme derecesine göre; haftada iki kez olacak şekilde 10,15 yada 20 seanslık bir tedavi protokolü uygulanır. İşte, her seansta noktaların elektriğini ölçüp, o elektriği düzeltecek tarzda iğneleme yapmamız neticesinde, oranın elektriği düzelmekte, merkezi sinir sistemi aracılığıyla ilgili organ ya da doku sistemine tedavi edici emirler gitmekte ve vücut kendi kendini iyileştirmektedir.

Yani biz vücudun var olan iyileştirme gücünü, kapasitesini, tabiri caizse dürterek, vücuda, ‘Bunu tedavi etmeye gücün yeter, hadi kalk; bak tembelleşmişsin’ der gibi, ilaçsız ve kesinlikle yan etkisiz bir şekilde hastamızın tedavi olmasını sağlıyoruz.  Akupunktur tedavisinde ne kadarlık bir olumluluk elde ettiyseniz, o kadarı yüzde yüz kalıcı olur. Örneğin migren için akupunktur tedavisi yapılmışsa ve olumlu klinik sonuç alınmışsa, elde edilen bu olumlu sonuç, kesin kalıcı olur ve migren bir daha tekrarlamaz. Aynı şekilde; astım, depresyon, panik atak gibi rahatsızlıklarda da akupunktur tedavisi sonrasında çok olağanüstü durumlar yaşanmadıkça hastalık geriye dönüş yapmaz.”

Akupunktur tedavisini kimler tercih ediyor?

Akupunktur; migren, astım, ameliyatlık seviyede olmayan bel ve boyun fıtıkları, duygu durum bozuklukları, depresyon, panik atak, anksiyete, stres, agresyon, kontrolsüz öfke, allerjik hastalıklar , özellikle halk arasında kurdeşen olarak bilinen urtiker ve gıda allerjileri olan vakalar daha çok başvurmaktadır. Erkeklerde ise sperm, ereksiyon, erken boşalma ve daha çok kas iskelet sistemi sorunlarıyla da karşılaşıyoruz. Şizofreni ve epilepsi için çok sık sorular sorulmakta, yeri gelmişken bundan da söz edeyim. Bu iki önemli hastalıkta yoğun klinik çalışmalar ve araştırmalar yapılmakta, ancak bunlar sonuçlanmadığı için, akupunktur bunları tedavi eder yada mevcut tedaviye destek olur diyemiyoruz.Bu nedenle de bu iki  hastalıkta akupunktur uygulanmaz.

Bebek sahibi olamayan evli çiftlerin sayısı günümüzde inanılmaz derecede artmaya başladı. Tüp bebek tedavisine rağmen hamile kalamayan, transfer sonrası düşük yaşayan vakalarda akupunkturun çok olumlu etkileri olmakta ve hamilelik gerçekleşmektedir. Yine ayrıca akupunktur, bayanlarda  fizyolojik adet düzensizliklerinde de çok olumlu sonuçlar vermektedir. Gebelik aşermelerinde, gebelik bulantı -kusmalarında ve uzamış gebeliklerde de klinik etkisi kanıtlanmıştır. Suni sancı verilmeden akupunkturla tek bir seansta bile doğumu başlatabiliyoruz.

Çocuklarda gece altına ıslatma vakalarında da akupunkturun ayrı bir yeri vardır. ‘Enürezis nokturna’ adını verdiğimiz bu tablonun en etkili, yan etkisiz tedavisi de akupunkturdur. Burada yine küçük bir ayrıntıya değineyim. Altını ıslatma vakalarında, ebeveynlere, altı yaşına kadar beklemelerini öneriyoruz. Çünkü mesanenin gelişimi, olgunlaşması altı yaşından sonra erişkin düzeyine ulaşır. Yani çocuk, altı yaşına kadar altını ıslatabilir. Ancak yedi sekiz yaşlarında da devam ediyorsa tıbben tedavi edilmelidir. Bunun da en mükemmel tedavisi akupunkturdur. Altını ıslatmanın sebebi, çoğunlukla psikolojik olarak,  büyük çocuk olması yani kardeşine tepkiden, anne babayı cezalandırma olarak ortaya çıkıyor. Bu tür vakalarda tedbiri elden bırakmamak adına, olayın ardında diyabet var mı, ürolojik problem var mı, onlarla ilgili de ürolog ve endokrin uzmanı meslektaşlarımızdan konsültasyon istiyoruz. Onlar da temiz çıkarsa, akupunktur tedavisine alıyoruz. 10-15 seans süresince ki bazen 8 seans bile yeterli olabiliyor, çok iyi sonuç alabiliyoruz.

Toplumda akupunktur ile ilgili yanlış bilgiler nelerdir?

Hastalarım arasında, tıp diplomamı görüp, doktor olduğuma şaşıranlar oluyor. Akupunktur, malesef tıpla ilgisi olmayan kişilerin de uygulayabileceği bir tedavi olarak algılanıyor. Magazinsel yaklaşımlardan dolayı sadece kilo sorunlarına ya da kırışıklık, selülit gibi sorunlara iyi geldiği algısı, güzellik merkezinde uygulanan bir işlem gibi görülüyor. Bunun yanlış olduğunu her seferinde dile getirmeye çalışıyoruz.

Akupunkturu uygulayabilmek için tıp doktoru olmak şart mı?

Kesinlikle! Çünkü; akupunktur tıbbın bir dalı. Tıp doktoru olmadan akupunktur tedavisi uygulayan varsa ki, ben olduğunu sanmıyorum; suç işliyor demektir. Tıp doktoru olup, profesör bile olsanız, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen uzmanlık belgeniz yoksa, akupunktur yapamazsınız. Benim bir akupunktur uzmanı olarak, beyin cerrahı gibi ameliyat yapmam ne kadar suçsa, bu da aynı. Ayrıca Akupunktur kliniğiniz de Sağlık Bakanlığı onaylı olmalıdır.

Vatandaşlarımız akupunktur tedavisi için gittiklerinde; doktorun uzmanlık belgesini ve Sağlık Bakanlığı’nın onay ve yetki verdiğine dair ruhsatını incelemeliler. Bunlar mevcutsa orada gönül rahatlığıyla tedavi olabilirler. Ayrıca tedavisine girilecek olan hekim de hangi branştan olursa olsun, hasta tarafından iyice araştırılıp, sorgulanmalıdır. Hasta; haklarını bilmeli, hastalığı ve tedavisi ile ilgili her türlü bilgiyi alabilmelidir. Bu konuda çok titiz davranıyorum. Hasta hakları ile ilgili olarak aydınlatılmış onay ve rıza formu düzenledim. Hastama hastalığı ve tedavisi ile ilgili her türlü bilgiyi sözlü olarak anlatıp, yazılı belgeyi imzalatıyorum.

Akupunktura magazinsel yaklaşmayın, sadece kilo verdiriyor diye hafife almayın. Akupunktur kilo tedavisinde sadece destektir. Sigara bırakma konusunda, hemen bırakırsın tarzı yaklaşımlar doğru değildir. Çünkü kişi gerçekten bırakmak istemiyorsa sonuç alınamıyor ve akupunktur kötüleniyor. Doktorunuzu iyi seçin.

Dr. Hakan Ertok: