Yeniden hepinize merhaba…Berlin’den döndüm…Yurtdışında olduğum süre içinde ne yazık ki sizlerden ayrı kaldım ve yazı dizimize devam edemedik.Lütfen beni mazur görünüz.Migren ile ilgili yazımıza kaldığımız yerden devam edelim…

Migren’in öncelikle tehlikeli bir hastalık olmadığını belirtmek gerekir.Kişiyi sakat bırakmaz, ölümüne neden olmaz. Migren terimi yerine, damarsal  baş ağrısı terimi de kullanılmaktadır.Bu özdeş terimleri,migrenli hastalarımızın bilmesinde fayda var.Tıp bilimi ne yazık ki, daha henüz migreni başlatan etkenin ne olduğunu kesin olarak bulabilmiş değil.Yani, migren hastalığının ortaya çıkmasında neler rol oynamaktadır, vücudda hangi dengeler bozulmaktadır? İşte bu soruların, henüz kesin cevapları verilebilmiş değil.

Tıbben bu sorunun cevabını, kesin olarak verememekteyiz; fakat, tedavi konusunda cevabımız bulunmaktadır.Peki,cevabımız nedir? Cevabımız…Mevcut ilaç tedavi seçeneklerinin dışında; etkili ve yan etkisiz tedavi seçeneği olan AKUPUNKTUR tedavisidir.

Migren’de, vücudumuzda hangi nörokimyasalların eksildiğini yada beyin damarlarında ve hücrelerinde ne gibi biyolojik değişikliklerin olduğunu anlatmaya çalışarak sizleri sıkmak istemiyorum.Zaten son zamanlarda görsel basında, birçok televizyon kanallarının sabah kuşağında yayınladığı “doktor” programlarının neredeyse; tıp fakültesinde anlatılan derslere dönmeye başlaması, can sıkmaya başladı.Bu nedenle sizleri sıkmamaya çok özen göstereceğim.

Bir migren atağının başlamasında etkili olan başlıca etkenleri sıralayacak olursak :

1) Ruhsal stresler ve duygu-durum bozuklukları : Günlük hayatta, hemen hemen her kişinin karşılaştığı ve yaşadığı bir durumdur.Migren’in tetiklenmesinde en önemli rolü oynar.

2) Hormon bozuklukları : Özellikle üreme çağındaki bayanlarda, adet dönemlerindeki hormonal dalgalanmaların etkisi nedeniyle önem kazanır.Yani adet dönemi nedeniyle hormonların etkin rolü, migreni tetikleyebilmektedir.Hatta bazı migrenli bayan hastaların, migren atakları, sadece adet döneminde olur.Ağrı, bu dönemde adet boyunca şiddetlenir.

3) Uyku bozuklukları : Uykusuzluk, kaliteli uyku uyuyamama, düzensiz yaşam koşulları nedeniyle geç yatıp erken kalkma zorunluluğunun getirdiği uyku problemleri de, migren ağrılarını tetikleyebilmektedir.

4) Kokular ve kişisel alışkanlıklar : En önemlisi SİGARA‘dır. Ardından da ALKOL gelir.Bu iki zehir, migren ağrılarının kolaylıkla ve sıklıkla ortaya çıkmasında çok önemli kolaylaştırıcı rol oynar.Bunların dışında; her türlü parfüm, kolonya, kokulu losyon ve spreyler, kokulu şampuanlar ve jeller, yemek kokuları, ter ve vücud kokuları gibi birçok tetikleyici kokuları da saymak mümkün.

5) İklim ve hava değişiklikleri : Her hastada olmasa da, bazı migrenli hastalarda iklim ve hava değişiklikleri ağrıyı tetikleyebilmektedir.

6) Gıdalar : Bazı gıdalar, bazı kişilerde tetikleyici rol oynarlar.(Bu gıdalara, sonra değineceğiz)

7) Kötü Sosyal ortam : En başında, gürültülü ortamlar gelir.Çok yüksek desibelde dinlenilen bir müzik yada çok gürültülü ve şamatalı ortamlar her zaman için tetikleyici risk faktörüdürler.

Yazı dizimize III.bölümde devam edeceğiz…

ÖNEMLİ NOT: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir